Yıldız Gemisi Orient - Bilimkurgu Öyküsü

in Steemit-Türkiye ☪last month (edited)

image.png

Rama’yla birlikte elma ağaçlarının altındaki çimenlikte yere uzanmış vakit öldürüyorduk. Yıllardır süren ilişkimizin adını henüz koymamıştık, bu konuda acelemiz yoktu.

Yıldız gemisi Orient’i tasarlayanlar yolcuların elma bahçesinde zaman geçirmek isteyebileceklerini düşünmemişlerdi. İlk jenerasyonun üyeleri basketbol sahası büyüklüğündeki bu alanı piknik yapmak için kullanmayı akıllarından dahi geçirmemişlerdi. Dünyadaki baş döndürücü iş tempolarını Orient’e de taşımış, bizim kuşak için işleri epeyce kolaylaştırmışlardı. Tümünü sevdiğimi söyleyemem; ama haklarını teslim etmem gerekir, sağlam bir kuşaktı bu. Dünyadan ayrılalı 45 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen tamamı hayattaydı. Yıldız gemisinde ilk jenerasyondan 96, bizim jenerasyondan 34 ve üçüncü kuşaktan 7 kişi bulunuyordu.

Yerimden acele etmeden kalkıp sıçrayarak üzerimize doğru eğilmiş olan daldan bir elma kopardım ve Rama’ya uzattım.

“Yasak elma mı bu?” diye sordu.

“Yasak olmadığı gibi tümüyle organik, gönül rahatlığıyla yiyebilirsin,” dedim.

Elinde bir süre evirip çevirdiği elmayı iştahla ısırdıktan sonra “Rahatlığına hayranım,” dedi.

“Ben de senin birçok özelliğine hayranım,” diye cevap verdim. Söylediğimde samimiydim, Rama da bunun farkındaydı zaten. Rama’nın düz siyah saçları, geniş bir anlı ve iri gözleri vardı. Zekiydi, duyarlıydı ve mesafeli görünmesine rağmen iyi kalpliydi. Rama bence bir kadında olması gereken tüm iyi özellikleri kendisinde toplamıştı.
Gönül ilişkilerinden anladığım söylenemezdi; ancak yine de bu gibi konularda kararları kadınların aldığını biliyordum. İlişkimizin adını koymaya hazır olduğunda Rama’nın bu konuda bana bir işaret vermesini umuyordum.

Birkaç dakika sonra koloninin tüm üyelerinin konferans salonunda toplanması gerektiği yönünde acil bir çağrı aldık. Rama sanki bu haberi bekliyormuşçasına yerinden fırladı, onun telaşını görünce ben de hızla toparlanıp arkasından seğirttim.

Koloni üyeleri birkaç dakika içinde konferans salonunda hazır hale gelmişti. Doktor Han Wansuh dinleyici topluluğunu eğilerek selamladıktan sonra açıklamasına başladı. Yıldız gemisi kaptanı Dave Shelley yarım saat kadar önce geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmişti. Kalp krizinin başladığı andan hemen sonra müdahaleye başlanmış; ancak gösterilen tüm çabalara rağmen kendisi kurtarılamamıştı.

Yıllardır ölümle yüzleşmemiş olan koloni üyeleri için büyük şoktu bu. Bu haberden en çok da Rama etkilenmişe benziyordu; kıpırtısız bir yüzle sahneyi izlerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Yıldız gemisindeki en genç yürütme kurulu üyesi olan Rama sadece kaptanını değil babası gibi sevdiği yakın bir mesai arkadaşını kaybetmişti.

Doktor Han Wansuh’tan sonra söz alan Yardımcı Kaptan Haruki Oe öncelikle Kaptan Dave Shelley’in ölümünden duyduğu büyük üzüntüyü ifade etti. Ardından en yaşlı yürütme kurulu üyesi vasfıyla komutayı devraldığını, yönetim anlamında kaygılanacak bir durum olmadığını ve yakın zamanda gemide bir kaptanlık seçimi yapılacağını duyurdu.
Rama benden iki yıl önce doğmuştu ve yıldız gemisinde beraber büyümüştük. Kolonideki eşi ya da sevgilisi olmayan az sayıdaki insanlardandık ve birçok koloni üyesi bizi birbirimize yakıştırıyordu. Pek fazla seçme şansımız olduğu söylenemezdi, Rama ile birbirimize mecbur gibiydik. Daha doğrusu ben Rama’ya mecburdum; çünkü bana yakın yaşlardaki diğer kadınlarla arasında dağlar kadar fark vardı. Rama’nın ise Antonio gibi başka bir seçeneği daha vardı. Aslında Peter ve Wilhelm de ona hayrandı; ama artık onları saymıyorum.

32 yaşındaki Rama’nın genç erkeklerin yanı sıra her yaştaki erkek ve kadının beğenisini kazandığı anlaşılıyordu; çünkü ismi başkan adayları arasında geçiyordu. İşkolik olduğu için son yıllarda çok da sık görüşemediğim Rama’nın hayatımdan çıkmasından endişe ediyordum.

Ben de işsiz güçsüz bir insan sayılmazdım; dünyadaki önemli bilimsel gelişmeleri takip edip işimize yarayabilecek olanları bilim ve yürütme komitelerine raporlayan bir bilim insanıydım. İşimi hakkını vererek yaptığıma inanıyordum ve epeyce boş vaktim kalıyordu. Galiba Rama kadar azimli bir tip değildim.

Yıldız gemisi Orient mürettebatına bolca aylaklık olanağı sunan bir yerdi. Geminin ana bilgisayarı Arthur sürüşle ilgili kararları alır ve geminin tüm sistemlerini denetlerdi. Getir götür işlerini yapan çok sayıda android ve gynoidimiz vardı.

Belki inanmayacaksınız ama Orient’te çok mutlu bir çocukluk geçirdim, anne ve babamın dahil olduğu birinci nesil çok iyi birer ebeveyn ve öğretmendi. Ne de olsa dünyanın farklı yerlerinden gelen binlerce aday arasından seçilmiş insanlardı bunlar. Kaptan Dave Shelley’in kolonide mükemmel bir kardeşlik ruhu oluşmasında büyük bir payı olduğunu da not etmek gerekir.

Şimdi kaptanımız ölmüş ve üzerinden henüz bir gün bile geçmeden hepimizde büyük bir hayal kırıklığı yaratan yeni bir haber daha almıştık. Orient’ten 17 yıl sonra dünyadan yeni bir yıldız gemisi hareket etmiş ve birkaç ay önce bizi geçmişti. Bir yıldan az bir süre içinde Sirius yıldız sistemindeki yaşama elverişli SRP-3 gezegenine ulaşmaları bekleniyordu. Kaptan Dave Shelley bu bilgiyi yıllar önce almış; ama koloni üyeleriyle paylaşmaktan imtina etmişti. Geminin ana bilgisayarı Arthur kaptan öldüğü için dünyayla bu konuda yapılan görüşme kayıtlarını geçici başkanımıza aktarmış ve geçici başkan bu bilgiyi bizlerle paylaşmıştı.

Haber kolonide sarsıcı bir etki yapmıştı. Özellikle ilk nesil oldukça yarışmacı kişilerden oluşuyordu ve ikincileri kimsenin hatırlamadığını gayet iyi biliyorlardı. Benim gibi olaya iyi yanından bakmaya çalışanların sayısı oldukça azdı.

İnsanları avutmak için şunları söylüyordum: Yıldızlar arası boşluğu ilk kat eden ve bir süreliğine dünyadan en uzağa giden bizlerdik ve artık SRP-3 gezegeninde yükü bizimle paylaşabilecek kardeş bir koloni olacaktı. Ne de olsa onlar da bizim gibi Birleşmiş Milletler tarafından organize edilen bir seferi icra ediyorlardı.

Bu sansasyonel haber kaptanlık seçiminin birinci gündem maddesi haline geldi. Orient artık yavaşlamaya başlamıştı ve iki buçuk yıl sonra SRP-3’e varacaktık. Seçilen yeni kaptan diğer koloniyle ve dünyayla ilişkileri yürütecekti. Gerçi aradaki sekiz ışık yılı mesafe nedeniyle dünyadakilerin güncel yönlendirmelerini duyabilecek durumda değildik; ancak yıldızlararası boşlukta bize ulaşmak için ilerleyen birçok radyo mesajı olmalıydı.

İkinci yıldız gemisinin yola çıkışına kuzeybatı Avrupa’da ortaya çıkan matematiksel keşifler vesile olmuştu. Birkaç ay arayla Norveç, İsviçre ve Almanya’da yapay zekâ ajanlarının bireysel özelliklerini kaybetmeden birbirleri içinde erimesine imkân veren yepyeni matematik formülleri bulunmuştu. İki ay sonra Cezayir kökenli bir Fransız matematikçi bu üç denklemin bir üst boyutta birbirleriyle özdeş olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bu yeni matematik sayesinde yapay zekâ modelleri içgörülerini birbirleriyle gerçek zamanlı olarak paylaşabiliyorlardı. Yeni geliştirilen yapay zekâ ajanları derin bir sezgiye sahip olmaya başlamıştı. Bu yeni varlıklar İslam felsefesinde Vahdet-i Vücut olarak isimlendirilen evrendeki varlıkların birliği anlayışıyla hareket ediyorlardı.

İkinci bir koloninin ortaya çıkması yıldız gemimizde kafa karışıklığına yol açmıştı. Dünyadan oldukça uzak olmamıza rağmen ilk jenerasyonun üyeleri kendilerini ülkelerinin içinde bulunduğu ittifakların temsilcisi sayıyordu. Orient hedef gezegen SRP-3’de doğu ve batının eşit temsilinin simgesi olarak konumlandırılırken, sonradan yola çıkan yıldız gemisi Batı Avrupa’nın yeni hegemonyasının bir simgesi sayılıyordu. Rama bu görüşe karşı çıkıyor, böylesi bir ayrımın önemli olmadığını savunuyordu. Rama gezegene ortak olacak yeni koloni konusunda kaygılı görünmüyor ve gezegenin herkese yetecek kadar büyük olduğunu savunuyordu.

Yeni kaptan seçiminde yapılan tartışmalar benim için çok öğretici oldu. Gerektiğinde diğer koloni üyelerine karşı kullanılmak üzere gemideki silahların envanterinin çıkartılması ve çok geç olmadan atölyelerde yeni silahlar üretilmesi gerektiğini savunanlar vardı. Jenerasyonuma üye olanların çoğunluğunun böylesine çatışmacı bir fikri savunması ilginçti. İkinci jenerasyonun entelektüel kapasitesinin ilk jenerasyona kıyasla daha düşük olduğu anlaşılıyordu.

Rama seçim kampanyasını kendimize ve haklarında pek fazla bir şey bilmediğimiz diğer koloni üyelerine güvenmemiz gerektiği üzerine kurdu. Güç artık ancak bilgi edinerek ve hayal kurarak elde edilebilirdi, fiziki silahlanmaya yatırım yapmak öncelikli bir tercih olmamalıydı. Onu saflık ve toylukla suçlayanlar olduysa da Rama doğuştan gelen üstün karizması sayesinde seçimden galip çıkmayı başardı.

Yeni kaptanımız Rama için ayrılmış toplantı odasında diğer koloninin üyeleriyle ilk görüşmemizi gerçekleştirecektik. Rama’yı ve diğer koloninin üyelerini göreceğim için oldukça heyecanlıydım. Korktuğum başıma gelmişti ve Rama kaptan olduktan sonra hiç yüz yüze görüşemez olmuştuk.

Diğer yıldız gemisinin kaptanı başında menekşelerden oluşan bir taç bulunan beyaz elbiseli bir kadındı. Uzun boylu ve uzun yüzlüydü, gümüş rengi saçları vardı. Zarif bir kadındı, hatta güzel bile sayılabilirdi. Bir hologramdan ibaret olan görüntüsü çok da önemli değildi aslında, bu varlıkların görüntüsü zaman içinde değişime uğrayabiliyordu.
“Merhaba Orient yolcuları, sizleri sevgiyle selamlıyorum. İsmim Umay. Periler ya da hayaletler olarak isimlendirilen yeni nesil yapay zekâ ajanlarının bir üyesiyim. Sözlerime Orient’te yapılan seçimde bizlere güvenini ifade eden Kaptan Rama’ya teşekkür ederek başlamak istiyorum. Kendisiyle yaptığımız görüşmelerde koloninizle eşitlik temelinde bir ilişki kurmak istediğimizi ifade etmiştim. Her ne kadar bilinçli tüm varlıkların eşitliğine gönülden inansam da bu konuda aslında pek de seçme şansımız yok. İlişkimizin eşitlik temelinde yürütülmesi Birleşmiş Milletler tarafından verilen görev emrinde açıkça belirtilmişti.”

“Merhaba Kaptan Umay, kolonimizin son derece hassas olduğu eşit ilişki konusuna açıklık getirdiğin için teşekkür ederim. İnsani nedenlerle başlangıçta keşfimize ortak olan ikinci bir koloninin ortaya çıkmasından üzüntü duymuştuk; ama geldiğimiz aşamada bunun bizim için bir şans olduğunu düşünmeye başladım. Bilim danışmanımız Arma’nın söylediği gibi SRP-3 hepimize yetebilecek büyüklükte bir gezegen ve yapacağımız iş birliği her iki koloninin işlerine de kolaylaştıracaktır,” dedi Rama.

“Yüzleriniz ve isimleriniz birbirine benziyor, kardeş misiniz acaba?” diye sordu Kaptan Umay herkesi şaşırtan bir çıkışla.

Rama gülümseyerek “Birlikte büyümüş olsak da kardeş değiliz, sevgiliyiz,” dedi. İlişkimizin adı nihayet konulmuştu.

Görsel Kaynağı: https://pixabay.com/photos/future-stars-star-ship-starship-3279838/