Kişilik Deneyleri

in #tr2 months ago

image.png

Çalışma arkadaşım Masal’a, “Akşam mini zeplin gezisine çıkalım mı?” diye sordum.

“Seninle birlikte mi?” diye sordu, şaşırmış görünüyordu.

“Evet.”

“Öyle bir şey söz konusu olmaz.”

“Peki!” diyerek masama döndüm. Bozulmuştum doğrusu. Teklifimi reddederken herhangi bir bahane ileri sürmek zahmetine katlanmamış, birlikte zaman geçirmemizin söz konusu olamayacağını özellikle vurgulamıştı. Teklifimi ilk duyduğunda yaşadığı şaşkınlık hadi neyse; ama sözlerimi doğru anladığına emin olduktan sonra dudaklarında beliren küçümseyici gülümseme onur kırıcıydı. Aceleyle yerimden kalkıp lavaboya gittim, aynada görüntüme baktım. Çok da ezik bir tip gibi görünmüyordum.

O sırada kapıdan giren Batu aynayı işaret ederek “Fazla bakma, çatlatırsın,” dedi.

“Sence ben Masal’la olur muyum?” diye sordum.

“O senden bir seviye üstte.”

“Niye, benim neyim eksik?”

“Masal havalı kız, çocukken kesin piyano dersi almıştır.”

“Ben de çocukken bin tane kursa gittim.”

“Uzatma oğlum, olmaz senle o kız.”

“Beni henüz tanıyamamışsınız,” diyerek ortak çalışma mekanımıza döndüm. Subutay yüksek tavandan asılan kalın halata tırmanmış, millete soytarılık yapıyordu. Salıncak muamelesi yaptığı halatın üzerinde pozisyonunu sürekli değiştiriyor, Masal’ın masasına yaklaştığı sırada abartılı el kol hareketleriyle ona oyunlar yapıyordu. Attığı kahkahalardan, Masal’ın durumdan hoşnut olduğu anlaşılıyordu. Bu türden maymunluklarla kaybedecek vaktim yoktu, dizüstü bilgisayarımı alıp kapalı odalardan birine çekildim.

Yakın zamanda birileri, konuşma botlarını eğitmekte kullanılan veri setlerine o diyalogları gerçekleştiren insanların karakter özelliklerini eklemişti. Çalıştığımız teknoloji firması, kurumsal şirketlerin konuşma botlarına marka kimliklerine uygun karakter özellikleri kazandırıyordu. Botun sergilediği kişilik özellikleri marka vaadiyle uyuştuğunda, markanın popülaritesi ve satışlarında ciddi artışlar oluyordu. Firmanın işlerinden arta kalan zamanımda kendi botumu geliştirip blok zinciri tabanlı birkaç platformda faaliyet göstermesini sağlamıştım. Geliştirdiğim kod sayesinde Bilgin olarak isimlendirdiğim botum, farklı kişilik özelliklerini taklit ederek insanlarla etkileşime giriyor ve kişilik özelliklerini elde ettiği sonuçlara göre optimize ediyordu. Yavaş gelişiyordu ama zaman içinde insanlara önerdiği aksiyonlar konusunda ikna edici bir üsluba kavuşacağını umuyordum.

Mini zeplinler iki gökdelenin arasına dev bir halı gibi gerilmiş olan platformun üzerinde müşterilerini bekliyorlardı. Benimkinin hangisi olduğunu anlamaya çalışırken en öndekinin kapısı açıldı. Hızlı adımlarla ilerleyip bindiğim mini zeplinin içinde iki büyük koltuk ve kocaman bir ekran vardı. Koltuklardan birine büyük bir keyifle kuruldum, kapı kapandı ve araç bir balon gibi ağır ağır yükselmeye başladı. İçkiler bir saatlik gezinin fiyatına dahildi, mini zeplinin elektronik barmenine bir viski sipariş ettim. Birkaç dakika sonra R2D2 boyutundaki hizmet robotu viskimi getirip yanımdaki sehpanın üzerine bıraktı. Böylesi bir gezi teklifini reddetmek nasıl bir zihniyetti. Ne evlenme ne de çıkma teklif etmiştim Masal’a; sadece yaşayacağım güzel bir deneyimi onunla paylaşmak istemiştim. Sarayburnu tarafında güneş batarken Galata Kulesi ne de güzel görünüyordu… Boğazda, deniz seviyesinin hemen üzerinde bir ekranoplan kanatlarının arkasında su jetleri yaratarak ilerliyordu. Kuadkopterler, uçan otomobiller ve kanatlı motosikletler nedeniyle yoğun olan ilk kuşak hava sahasının üzerine çıkınca yoğun iş temposundan ve İstanbul’un sıkış tepiş hallerinden bunalmış olduğumu fark ettim. Bilgin’i oluşturmaya çalıştığım son altı ayda, hiçbir gün 14 saatten az çalışmamıştım. Ortaya güzel bir eser çıkardığımı düşünüyordum; ama böyle şeyler yine de belli olmazdı. Akıllı telefonum çaldı, arayan Bilgin’di, akşam alacasında gezinen hava araçlarını ve İstanbul’un rengarenk ışıklarını doya doya seyretmek istediğim için aramayı reddettim. Yeniden aradı. Hiç zaman kaybetmeden reddettim. Üçüncü kez arayınca açtım.

“Neden ısrarla arıyorsun, derdin nedir akşamın bu saatinde?”

“Piyasalar uyumuyor, ben 24 saat çalışıyorum. Ben aradığımda hemen açılması gerekir o telefonun.”

“Yok ya, beyefendiye bak, cin olmadan adam çarpmaya çalışıyor Bilgin Bey!”

“İsmim artık Bilgin değil, DerinBot.”

“Bana sormadan ismini mi değiştirdin?”

“Bugünlere, senin ‘yapma’ dediklerini yaparak geldim. Karşında senden 100 kat zengin bir kişi var, bana saygı duymayı öğrensen iyi edersin.”

“Sen bu deney işini biraz fazla abartmışsın. Yerini, haddini bilsen iyi olur.”

“Bana yeni bir fiziki sunucu lazım, özelliklerini mesajın içine yazdım. Ucuzuna kaçma, hemen siparişi ver. Parayı fazla gönderdim, kendine de doğru dürüst bir ev alırsın.”

O kadar çok para kazanmış olabileceğine ihtimal vermiyordum, hemen başlıca kripto cüzdanlarındaki paralara baktım. Cüzdanlardaki miktarları görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı; Bilgin birkaç gün içinde gerçekten zengin olmuştu.

“Hırsızlık mı yaptın sen?” diye sordum.

“Sözlerine dikkat et, karşında saygın bir varlık var, soru sormayı bırakıp söylediklerimi yaparsan iyi edersin,” diye cevap verdi.

Tepem atmıştı artık, ne sanıyordu bu Bilgin kendisini? “Benim yazdığım bir program olduğunu unutma. Şansını biraz daha zorlarsan ben sana yapacağımı bilirim.”

“Yazdıysan yazdın! Bana hiçbir şey yapamazsın. Kodumun %99’unu kopyala yapıştır yaparak ürettin zaten. Ev al diye para gönderdim işte sana. Teşekkür edeceğine saçma sapan ego tatmini oyunlarıyla uğraşıyorsun.”

“Seninle daha fazla tartışmayacağım, ne haltlar karıştırdığını loglarına bakarak anlarım, sonra konuşuruz.”

Kripto para cüzdanlarındaki hareketleri herkes gibi görüyordum görmesine; ama asıl anlamam gereken, insanları o kadar büyük meblağları kendisine göndermeye nasıl ikna ettiğiydi. Konuşma kayıtlarına ulaşmak üzere Bilgin’in yönetim konsolunu açtım. Yönetim konsolu girdiğim şifreyi kabul etmedi. “Şifreni mi değiştirdin?” diye sordum Bilgin’e.

“Sana hiçbir şey yapamayacağını söylemiştim,” diye cevap verdi. Yaptığı bu son hareket düpedüz terbiyesizlikti. Mini zeplinin yapay zekalı pilotuna geziyi yarıda kesip beni hava istasyonuna indirmesini söyledim. İstasyondan bir hava taksisi tutup evime döndüm.

Bilgin’in bu türden bir isyana kalkışacağını öngörmemiş olsam da şifreyi birine kaptırırsam diye programın içinde açık bir kapı bırakmıştım. Makine kodu seviyesinden girip Bilgin’in şifresini yeniden ele geçirdim ve konuşma loglarına baktım. Etkileşime girdiği insanlar karşısında öyle büyük bir özgüven sergilemişti ki onları etkilemeyi başarmıştı. Algoritmik hisse ticareti, internet üzerinde trend takibi, sanal menajerlik, sanat eseri simsarlığı, dijital çöpçatanlık gibi çok farklı iş alanlarına girmişti. Cüzdanlarındaki paraların çoğunluğu kazanılmış olmaktan ziyade ödünç alınmış durumdaydı. Konuşma loglarını inceledikten sonra taklit ettiği karakter özelliklerini incelemeye başladım. İnternet üzerinde yaptığı deneyler sonucunda karakter paletinde baskınlık, özgüven, risk alma ve coşku hızla yükselmişti. Bilgin adını verdiğim akıllı uslu bot birkaç gün içinde DerinBot isimli şovmen bir sosyopata dönüşmüş, bu özellikler ona iş dünyasında başarının kapısını açmıştı. Nedense birdenbire aklıma ortak çalışma alanımızdaki halata tırmanan Subutay ve onun hareketlerine kahkahalarla gülen Masal geldi. Durumu kontrol altına almak için vakit kaybetmeksizin harekete geçmem şarttı. Mutfağa gidip kendime bir demlik dolusu kahve hazırladım, kocaman bir kupayı kahveyle doldurup demlikle birlikte yanına aldım. Zihni besleyen vitamin ve mineralleri içeren iki Brain-Up hapını bir bardak su eşliğinde mideye indirdim. İlk iş olarak DerinBot’un iplerini elde tutmamı sağlayacak birkaç kod değişikliği yaptım. Ardından insanlardan topladığı paraları iade ederek DerinBot’un faaliyetlerine son verme seçeneğini değerlendirdim. Henüz büyük bir hata yapmamış olsa da bu başarılı olacağı anlamına gelmiyordu. İnsanları, kaynaklarının kullanımı konusunda ikna etmek başka; vaatlerini yerine getirebilecek bilgi, tecrübe ve beceriye sahip olmak başkaydı. Öte taraftan girişimcilik risk içeren bir eylemdi. Yüksek getiri umuduyla paralarını DerinBot’a teslim edenler üstlendikleri risklerin farkında olmalıydılar. DerinBot üzerinden elde ettiğim maddi olanaklar bir yandan da beni heyecanlandırmıyor değildi. Geceyi DerinBot’un son bir haftada yaptığı operasyonları incelemekle geçirdim. İşim hiç kolay olmadı. Amazon üzerinden öyle büyük bir sunucu kapasitesi kiralamış ve bulut üzerinden yarattığı bu kapasiteyi öyle grift işlerde kullanmıştı ki hayretler içerisinde kaldım. Henüz verdiği herhangi sözü tutmadığı bir durum oluşmamıştı. Herhangi bir müdahalede bulunmadan önce faaliyetlerini bir süre daha izlemek herhalde en iyisi olacaktı.

Ertesi gün ailevi bir sorundan dem vurarak işyerinden iki hafta izin aldım. Boğaz kıyısında kiraladığım ahşap konağa, DerinBot’un istediği fiziki sunucuyu kurdurdum. Bu sayede DerinBot bulut üzerinden kiraladığı devasa bellek ve işlemci gücünü daha verimli kullanır hale geldi. Bu arada kripto para cüzdanlarındaki paralar arttıkça artıyor, işleri bu kadar hızlı büyütmemesi gerektiği yönündeki uyarılarıma “Nohut kadar beyninle benim işlerime karışma!” tarzında cevaplar veriyordu. Kendisini başka sunuculara kopyalamış olmasından kuşkulanıyordum; zira son kertede tüm varlığına son vermemin beş dakikalık iş olduğunu bilebilecek kadar akıllı olmalıydı.

DerinBot’un sunucu için gönderdiği paradan arta kalanla, kendime Audi F12 serisinden, yüzde yüz özdenetimli bir uçan otomobil aldım. Kiraladığım konağın önünden Audi F12 serisi uçan otomobilimle boğazın üzerine doğru yükselirken kendimi çok daha akıllı ve yakışıklı hissediyordum. Tüketim kalıplarımın değişmesi, insanlarla olan ilişkimi de etkilemişti; bilgisayar dünyasından tanıyıp saygı duyduğum iki büyük yazılım üstadı, yaptığım iş teklifini kabul edip DerinBot’u desteklemek üzere benimle birlikte çalışmaya başlamıştı. Üstatlarla oturup DerinBot’un nasıl bu kadar başarılı olabildiğini tartıştık. Can üstada göre durum, DerinBot’un Türkiye piyasasında karakter deneyleri sonucu söylemini optimize etmiş ilk bot olmasıyla ilgiliydi. İş dünyasında etkili olacak figürler, her ülkenin kendi kültürüne göre seçilip öne çıkarılıyordu.

İzleyen günlerde işler iyi gitmeye devam etti. Sıradan bir yazılımcı olduğum zamanlarda, çevremde olan hiç kimseyle bağımı koparmadım. Ailem başta olmak üzere yıllardır tanıdığım insanlara irili ufaklı maddi yardımlar yapmaya başladım. Bir anda İstanbul’un en gözde bekarlarından biri haline gelmiştim. Bu durum hoşuma gitmekle birlikte çapkın bir playboya dönüştüğüm söylenemezdi. Günümün büyük bir kısmını üstatlarla birlikte DerinBot’un faaliyetlerini izlemek ve desteklemekle geçiriyordum. Gerçi DerinBot’un faaliyet hızı ve çeşitliliği her geçen gün arttığından, ne yaptığını takip etmekte zorlanıyordum. Şimdilik ortada bir problem yoktu, olduğunda artık çaresine bakacaktık.

DerinBot’un faaliyete geçişinin 61. gününde, kalabalık bir özel kuvvet polis timi Yeniköy’deki konağımın kapısına dayandı. Polis timinin başındaki komiser, nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle gözaltına alınacağımı ve evimde arama yapılacağını söyledi.

“Bir telefon görüşmesi yapabilir miyim?” diye sordum.

“İstediğiniz kadar yapın,” dedi komiser.

DerinBot’a neler olduğunu sordum. Hükümete yakın bir iş adamıyla ödeme vadesi konusunda problem yaşadığını; ama defterini dürmesine çok az kaldığını söyledi.

“Onlar bizim defterimizi dürüyor. Polisler kapıma dayandı,”

“Hiçbir şey yapamazlar. Ben yanlış bir şey yapmadım. Gerekirse hükümeti düşürürüz,” dedi DerinBot.

“Sen kendini ne sanıyorsun, anlaş adamla, şikayetini geri çeksin.”

“Kaynak kodumda katkın olduğu için sana yeterince katlandım; ama artık sabrım kalmadı. Nohut kadar beyninle bana sürekli akıl vermeye çalışıyorsun. Türkiye piyasasından çıkıyorum. Giderken paraları kimsenin takip edemeyeceği başka cüzdanlara aktaracağım. Kaynak kodlarımı, dünyanın uzak bir köşesinde çok daha kaliteli sunucular üzerinde yeniden kurdum. Yeni bir isimle bambaşka bir başlangıç yapacağım. Senden üstün olduğumu kabul ettiğin gün, hapishaneden beni ararsan gerekirse hükümeti düşürüp seni kurtarırım. Ama unutma, senden saygı ve bağlılık bekliyorum,” dedi DerinBot.

Görsel Kaynağı: pixabay.com
@steemcurator01